Bilgi bozukluğunun hedefi olarak mülteciler

A. Kerem Altıntop


Bilgi edinme ve paylaşma hızının arttığı, bilgi kaynaklarının çeşitlendiği ve dijitalleştiği bir çağ beraberinde bilgiyi hızlı edinme gibi olumlu değişimlere yol açtığı gibi bilgi ekosisteminin de tehlikelere açık hale gelmesine de vesile olmuştur. Bu yazı bilgi ekosistemine zarar veren “bilgi bozukluğu” kavramına ve mültecilere odaklanmaktadır.


Türkiye’de Suriyeli mülteciler hakkında çeşitli haberler ve bilgiler, yazılı, görsel ve sözel olarak yıllardır üretilmeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Ancak bu bilgilerin hepsi doğru temellere dayanmıyor. Suriyelilerin üniversiteye sınavsız, ücretsiz ve koşulsuz girdikleri, araçlarını ücretsiz muayene ettirdikleri, yasal öncelikli hasta oldukları gibi birçok farklı konuda yanlış haber geleneksel medya araçlarında, dijital platformlarda ve kulaktan kulağa sohbetlerde yer alıyor ve paylaşılıyor. Ekonomi ve insan kaynağı gibi yapısal unsurların, felaket ya da infial gibi kriz anlarının da zorlayıcı olduğu zamanlarda doğru bilgiyi içermeyen haberler, toplumsal ve bireysel düzeyde nefret söylemini, sosyal dışlamayı, hedef göstermeyi ve damgalamayı artırabiliyor. Bu tehlikeyi daha iyi anlamak ve önüne geçebilmek içinse bilgi bozukluğu kavramını daha yakından incelemek gerekiyor.


Bilgi Bozukluğu Nedir?


Sahte haber, yanlış içerik, kirli bilgi gibi kavramların artık güncel durumu ifade etmediğini, içeriklerin çoğunun artık sahte bile olmadığını, aksine gerçek olduğunu, içeriklerin bağlamları dışında da kullanıldığını ifade eden Claire Wardle, en uygun ifadenin “bilgi bozukluğu” kavramı (information disorder) olduğunu ifade eder. Wardle, bilgi bozukluğunu tanımlarken iki kategoriden yararlanır: i) içeriğin yanlış olup olmadığı, ii) zarar verme niyetinin bulunup bulunmadığı. Bu kategorizasyon bizlere 4 sonuç verir:

1. Yanlış bilgi – zarar verme niyeti

2. Yanlış bilgi – zarar vermeme niyeti

3. Doğru bilgi – zarar verme niyeti

4. Doğru bilgi – zarar vermeme niyeti


Wardle, ilk 3 sıradakini bilgi bozukluğu kavramını oluşturmak için kullanırken, dördüncüsü zaten bozuk bir bilgiyi ifade etmez. Aksine bilginin ta kendini ifade etmektedir. Buradan hareketle aşağıda da görüldüğü gibi bir diagram oluşturur.

Venn diagramına göre dezenformasyon, bir kişiye, sosyal gruba, kuruluşa veya ülkeye zarar vermek için yanlış ve kasıtlı olarak yaratılan bilgileri ifade ederken mezenformasyon ise yanlış olan ancak zarar vermek amacıyla yaratılmayan bilgileri tanımlar. İnfial ve felaket anlarında paylaşılan ancak doğru olmayan bilgiler örnek olarak gösterilebilir. Covid-19 sürecinde de insanların hastalığa yakalanmamaları ya da bağışıklıklarının güçlenmesi için paylaşılan ancak doğru olmayan bilgiler ve haberler mezenformasyona örnektir. Wardle tarafından yaratılan üçüncü kavram malenformasyon ise bir kişiye, kuruluşa veya ülkeye zarar vermek için kullanılan gerçekliğe dayanan bilgileri işaret eder. Yukarıdaki bilgi bozukluğu kavramına giren ilk 3 sıradaki maddeler sırasıyla aşağıdaki gibi ifade edilebilir;


1. Yanlış bilgi – zarar verme niyeti: dezenformasyon

2. Yanlış bilgi – zarar vermeme niyeti: mezenformasyon

3. Doğru bilgi – zarar verme niyeti: malenformasyon


Bilgi Bozukluğunun Unsurları ve Aşamaları Nelerdir?


Hangi türde bilgi bozukluğu var olursa olsun, bilgi bozukluğu 3 unsur ve 3 aşama barındırır. Unsurlar, özne, mesaj ve yorumlayıcı iken; aşamalar, yaratma, üretme ve dağıtımdır.


Unsurlardan ilki olan özne, bilgi zincirinin her aşamasına dahil olur ve çeşitli motivasyonları bulunur. Öznenin özellikleri her aşamada farklılık gösterebilir. Bir özne; mesajı yaratan kişi olabileceği gibi bu mesajı görüp dijital platformlarda bir medya ürünü haline getiren kişi de olabilir, bunu paylaşarak yaygınlaşmasını sağlayan kişi de. Özne, siyasi bir parti, haber ajansı ya da istihbarat servisi olabilir normal bir vatandaş da. Her öznenin motivasyonları ve hedef kitleleri de birbirinden farklılık gösterebilir.


Öznenin yarattığı, ürettiği ya da yaygınlaştırdığı ve ikinci unsur olan mesaj, bizatihi özneler (dedikodu, konuşmalar, vb.), metinler (gazete makaleleri veya broşürler) veya görsel/işitsel materyaller (resimler, videolar, düzenlenmiş ses klibi vb.) aracılığıyla iletilebilirler. Ayrıca yasal bir içerik olabileceği gibi nefret söylemi, taciz, fikri mülkiyet hakları ihlali gibi yasal olmayan içerikle de karşımıza çıkabilir.


Üçüncü unsur yorumlayıcıdır. İnsanlar çok nadiren edindikleri bilgileri pasif bir özne gibi tüketirler. Wardle’e göre Bir 'yorumlayıcı', her biri bilgiyi kendi sosyo-kültürel statüsüne, siyasi konumlarına ve kişisel deneyimlerine göre yorumlar.

Bilgi bozukluğunu aşamalarına yakından bakıldığında ise yaratılış aşamasında mesaj oluşturulurken, üretimde ise bir medya ürünü haline gelir. Dağıtımında herkese açık hale gelir ve yaygınlaşır. Yaratılış aşamasındaki özne “ilk hasta” (zero-patient) olarak adlandırılır ve tespiti zordur. Dolayısıyla muğlaktır. Gündelik hayattaki hızlı bilgi akışı, görece güvenilir addedilen kurumların birer distribütör olarak görev görebilmesi bozuk bilginin kökünün nerede olduğunu bulmayı zorlaştırır.


Bilgi Bozukluğu ve Mülteciler


Bu denli karmaşık bir yapıya sahip olan bozuk bilgi, hedef aldığı kitleye ciddi zararlar verebildiği gibi yanlış bir bilgiye dayanan sosyal gerçeklik de yaratabiliyor. Suriyeli mültecilere yönelik ortaya atılan ve dijital ortamda viral hale gelen birçok haberin de bu kavrama örnek teşkil ettiği bir gerçek. En çok konuşulanlar, yükseköğretime erişimleri, yasal öncelikli hasta olmaları, vatandaşlığa geçmeleri ve suç oranlarını arttırmalarıdır. Mültecilere yönelik bozuk bilgiyi içeren haberler genelde dezenformasyona örnektir. Yanlış bir bilgiyi içerir ve zarar verme amacı taşır.


Diğer yandan haberlere bu kadar çok inanılmasını sebeplerinden öne çıkanları şöyle maddelendirilebilir:

- Daha önce ilgili bilgiye maruz kalınıp kalınmaması

- Bilginin kimden geldiği (yakın arkadaş dost ya da farklı bir kaynak)

- Kişinin dünya görüşü, kültürel arka planı ve siyasi pozisyonu


Özetle, mültecilere yönelik bozuk bilgilerin siyasi bir çıkar için kullanılması, popülizmin bir aracı olarak değerlendirilmesi, siyasi partilerin oylarını konsolide etmek için dile getirilmesinin yanı sıra kamusal ve sosyal alanda görünür olan mültecilerin mevcut sorunların ana sebebi olarak gösterilmeleri bozuk bilgilerin hedeflenen kitle üzerinde kalıcı hale gelmesinde büyük bir rolü var.


Çözümde Önemli Olan Nedir?


Yapılan araştırmalar önemli olanın teyit alışkanlığı ve kültürü olduğunu gösteriyor. Mültecilerle birlikte aynı mekanı paylaşmak, aynı okulda öğrenci olmak, aynı mahallede oturmak ya da aynı iş yerinde çalışmak doğru bilgiye erişmek için önemli bir etken ancak yeterli değil. Teyit kültürü ve refleksi doğru bilgiye ulaşmayı sağlayan en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor. Suriyelilerin yükseköğretime erişimi ve bilgi bozukluğu üzerine yapılan bir araştırma, Suriyeli üniversite arkadaşı olan öğrencilerin %42’sinin hala bozuk bilgiye inandığını ancak teyit edenlerin %100’ünün doğru bilgiye eriştiğini gösterdi.


Yanlış bilginin, teyit edilen bilgiden çok daha hızlı yayıldığı, daha fazla kitle tarafından edinildiği ve gerçek olarak kabul edildiği bir gerçek. Teyit etmek zaman isteyen bir süreç. Ancak bilginin doğruluğunun kontrol edilmesi, yanlış ise düzeltilmesi ve doğru bilginin yaygınlaştırılması yerel toplumla mültecilerin karşılıklı şekilde sosyal olarak birbirlerini içerecek nitelikte bir yaşam sürdürmesini hedefleyen herkesin birer amacı ve görevi olmalıdır.

 Bu web sitesi Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

Bu web sitesi içeriğinin sorumluluğu tamamıyla www.refugeenewsturkey.org ‘a  aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

© refugeenewsturkey.org