AB ile yeni bir mülteci anlaşması yapılabilir

14/8/2020

Ayşegül Karakülhancı

 

AB'nin elinde Libya konusunda Türkiye ile müzakere edebilmek adına sadece yeni ve genişletilmiş mülteci anlaşması önerisi kaldı. Eğer Merkel netleşirse Eylül'den itibaren bu konuda görüşmeler başlayabilir. O tarihe kadar da arada bir Türkiye Doğu Akdeniz'de dün olduğu gibi sismik araştırmalar yapacağına dair navteks ilan ederek elini güçlendirmeye çalışacaktır.

 

 

Temmuz ayının sonunda Doğu Akdeniz’de gaz araması Türkiye ile Yunanistan arasında gergin günler yaşandı. Oruç Reis gemisinin Yunanistan’ın Rodos ve Meis adalarının güneyinde sismik araştırma yapacağı açıklanmış ardından da Atina ile Ankara arasındaki gerilim tırmanmıştı. Olası bir çatışmayı Almanya Başbakanı Angela Merkel arabuluculuk yaparak engelledi.

 

28 Temmuz’da İspanya Dışişleri Bakanı Laya, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmesi sonrasında buzların erimeye başladığı yönünde bir sinyal verdi. İspanyol bakan, Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine bir aylık ara vermesinin mümkün olabileceğini belirtti. Yapılan ortak basın toplantısında Çavuşoğlu, Türkiye’nin araştırma faaliyetlerini durdurmayı planladığına dair bir açıklama yapmadı. Konuya dair açıklamayı bir gün sonra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yaptı: “Cumhurbaşkanımız, ‘madem bu müzakereler devam edecek bir görelim önümüzü, bir müddet bekletelim’ dedi. Şimdilik de bir müddet bekletebiliriz’ diye ifade etti.”

 

Acaba Merkel Erdoğan’a bu kez ne vaat etti diye düşününce, akla derin bir kriz içinde bulunan ekonominin biraz nefes alması için Türkiye’ye ya yeni bir mülteci anlaşması önermesi ya da Covid-19 nedeniyle Almanya’nın Türkiye’ye uyguladığı seyahat uyarısının kaldırılması geliyordu. Yeni bir mülteci anlaşması vaat etmek için koşullar henüz uygun olmadığından geriye seyahat uyarsının yumuşatılması kalıyordu ki çıkan sonuç da bu oldu: 4 Ağustos’ta Almanya, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını İzmir, Aydın, Muğla ve Antalya olmak üzere belli ön şartların yerine getirilmesi kaydıyla kısmen kaldırdığını duyurdu. Türkiye’ye seyahat edenlere Almanya’ya dönmeden önceki son 48 saat içinde PCR testi yaptırmaları zorunluluğu getirildi. Yapılan açıklamada PCR testinin fiyatının Türkiye’de yaklaşık 15 euro havalimanında ise 30 euro olduğu belirtilerek, masrafı seyahat eden kişinin kendisinin karşılamak zorunda olduğu ifade edildi. Korona virüsü testi pozitif çıkan kişilerin ise Türkiye’de karantinaya alınmaları ve tedavi edilmeleri gerekiyor.

 

Son dakikada küçük bir başarı da olsa Doğu Akdeniz tehdidi işe yaradı ve Türkiye hem tatile gelen turistler hem de herkesin zorunlu olarak yaptıracağı test sayesinde ülkeye bir miktar döviz girmesini sağlandı.

 

AB ülkeleri farklı görüşlere sahip oldukları, kendi aralarında net bir anlaşmaya varamadıkları için sorunlar yaşanan Türkiye’ye karşı ne sert ne de net adımlar atabiliyor. Mümkün olan en düşük ortak payda aranıp bulunarak bazı kararlar uygulanabiliyor. AB’nin Çin ve İsrail’le de mevcut problemleri var. Fakat sınırlarına komşu olduğu için en büyük dış politika sorununu Türkiye ile yaşıyor. Özellikle AB üyesi olan Yunanistan ve Kıbrıs ile sert sorunlar ortaya çıkarıyor olsa da Türkiye AB’ye girmek için aday bir ülke ve bu değişmediği sürece Türkiye’ye ile ilişkilerini belli ölçülerde tutmak zorunda.

Merkel’in Akdeniz’de tırmanan gerginliği çözmesinin altında gerçekten Türkiye’ye için uygulanan seyahat uyarısının kısmen kaldırılmasının olup olmadığını bilmiyoruz. Tarihlerin denk gelmesi belki de bir tesadüf. Ancak biliyoruz ki Almanya, AB Konseyi Başkanlığı’nda olduğu sürece Türkiye ile gerilim çıksın istemiyor bu nedenle de çok dikkatli davranıyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye aramalarını sonlandırmadı sadece bir süreliğine durdurdu. Türkiye Doğu Akdeniz’deki mülteci akışını kontrol ediyor. Önümüzdeki süreçte Berlin, Türkiye ile kapsamlı bir mülteci anlaşması müzakere etmeye çalışabilir. AB içerisinde bunu isteyen özellikle Merkel’den bunu bekleyen ülkeler var. Bu konuyu Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Joseph Borell de dile getirerek “Belki bu kapsamlı anlaşma konuşulmaya başlandığında Yunanistan ve Kıbrıs açıklarında Türkiye’nin gaz sondajı yapması, Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki rolü gibi tüm konular masaya yatırılabilir” dedi.

 

AB, İtalya kıyılarına yakın ne Türk ne de Rus askeri üssünün inşa edilmesini istiyor. Ancak AB’nin Libya’da çok vakti kalmadı. Önümüzdeki günlerde bunu engellemek için daha çok inisiyatif alıp hızlı davranmak zorunda.

 

AB kendi payına ortak bir sığınma ve mülteci politikası üzerinde anlaşabilseydi daha bağımsız hareket edebilir ve daha kazançlı çıkabilirdi. Fakat bu konuda yıllardır kendi programının gerisinde kaldı. AB ülkeleri tamamen farklı bakış açılarına sahip olduklarından bu konudaki tüm girişimler başarısız oldu. Macaristan gibi kimi üye devletler kesinlikle göçmen istemedikleri için anlamlı bir öneri getirmek de zorlaştı. AB’nin bu çıkışsızlığı da birliğin Libya ve Akdeniz konusunda Türkiye’ye karşı elini zayıflatıyor.

 

Birleşmiş Milletler özellikle Türkiye’nin silah ve paralı asker sevkiyatıyla Libya’daki gerilimi tırmandırdığını ifade etmişti. Türkiye ocak ayında Berlin’de yapılan Libya Zirvesi’nde Libya’da desteklediği gruplara silah yardımı ve askeri destek vermeyi durdurmayı taahhüt etmesine rağmen sevkiyatlara devam etti. Bu konuyla ilgili Türkiye ve Fransa ilişkilerinde gerginlik de sürüyor. Fransa’nın tüm çabaları sonucunda Almanya ve İtalya’nın da katıldığı AB düzeyinde Libya’ya silah ambargosunu delen firma ve kişilere karşı yaptırım için düğmeye basıldığı iddia edildi. Alman haber ajansı DPA yaptırım uygulanacak şirket ve kişilerin listesi üzerinde uzlaşma sağlandığını, listede Türkiye, Ürdün ve Kazakistan’dan üç firma ile Libya’dan iki isim yer aldığını yazdı.

 

Almanya Türkiye ile arabuluculuğu sürdürürken BM’nin Libya’ya yönelik silah ambargosu kararını denetlemek için AB’nin başlattığı İrini misyonu kapsamında Libya açıklarına asker de gönderdi. Görevleri arasında, ayrıca yasadışı petrol ihracatını ve insan kaçakçılığını önlemek de yer alıyor.

 

AB’nin elinde Libya konusunda Türkiye ile müzakere edebilmek adına sadece yeni ve genişletilmiş mülteci anlaşması önerisi kaldı. Eğer Merkel netleşirse Eylül’den itibaren bu konuda görüşmeler başlayabilir. O tarihe kadar da arada bir Türkiye Doğu Akdeniz’de dün olduğu gibi sismik araştırmalar yapacağına dair navteks ilan ederek elini güçlendirmeye çalışacaktır.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

 Bu web sitesi Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

Bu web sitesi içeriğinin sorumluluğu tamamıyla www.refugeenewsturkey.org ‘a  aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

© refugeenewsturkey.org