2020 Barış Elçisi Dr. Zakira Hekmat ile 8 Mart'ı konuştuk

Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (ARSA) Kurucusu ve 2020 Barış Elçisi Dr. Zakira Hekmat ile 8 Mart vesilesiyle bir röportaj yaptık. Yoğun bir etkinlik gününde zaman ayırıp sorularımızı yanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederiz.


Merhaba Zakira Hanım, uzun yıllar önce ülkeniz Afganistan'ı terk edip Türkiye'ye gelmek zorunda kaldınız. Oysa bir doktorsunuz ve ülkenizde saygın bir konumunuz vardı. Buna yol açan nedenler neydi bize biraz bahsedebilir misiniz?


Bildiğiniz gibi Afganistan uzun yıllardır savaşın pençesinde bir ülkedir. Hala da ülke topraklarının % 70’I Taliban ve DAEŞ gibi terör örgütlerinin etkisi altındadır. Bunun yanı sıra, geleneksel yapının etkisiyle etnik, mezhepsel ve cinsiyet temelli ayrımcılık hüküm sürmektedir. Bu herkesin bildiği bir gerçekliktir. Bu nedenle, yaklaşık kırk yıldan bu yana Afgan halkının önemli bir kesimi ülkesini terk etmek zorunda kalıp, dünyanın çeşitli ülkelerinde mülteci konumuna düşmüştür. Ben de Afganistan'ın Taliban kontrolü altında olduğu dönemde liseyi bitirdim. O dönemde Afganistan'da bir kız öğrenci olarak üniversite okuma imkanım olmadığı için Türkiye’ye geldim. Tıp fakültesini burada okudum. Diplomamı aldım ve halen de Türkiye’de doktorluk yapıyorum.


Türkiye'ye kaç yılında geldiniz nereye yerleştiniz ve burada hayatınız nasıl geçiyor? Özellikle sivil toplum alanında çok aktif bir kişi olduğunuzu biliyoruz, bunlara da değinerek anlatabilir misiniz?


Türkiye’ye 2008 yılında geldim. Kayseri’ye yerleştim. Demin de ifade ettiğim gibi doktorluk yapıyorum. O tarihten bu yana da kurucusu olduğum Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde (ARSA) gönüllülük temelinde çalışıyorum. Aslında belirtmeliyim ki ARSA’yı kuran gönüllülerin çalışmaları eskiye dayanmakla birlikte, derneğimizin resmiyet kazandığı tarih 2014 yılıdır. Günümüzde ARSA Türkiye’nin 52 ilinde faaliyet gösteren etkili bir sivil toplum kuruluşu haline gelmiştir.


Bize ARSA’nın faaliyetlerinden kısaca bahseder misiniz?


ARSA demin de söylediğim gibi aktif bir dernektir. Hükümet otoriteleriyle, yerel idarelerle, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile ve diğer STK’larla iş birliği içinde birçok proje yürütmektedir. Bu projeler sadece Afganlara yönelik de değildir. Suriyeli, İranlı, Iraklı mülteciler ve yerel halkı da kapsayan yönleri vardır. Bu sayede hem doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgilendirmeler yapmaktayız, hem de sosyal uyum çalışmaları yürütmekteyiz. Son olarak, özellikle salgın döneminde sadece mültecilere değil yerel halka da hizmet veren, faydalı olan birçok sosyal sorumluluk projesine imza attık. Özellikle mülteci kadınlar için “Çalışkan Eller” adını verdiğimiz bir faaliyet başlattık. Bu faaliyetteki temel amaç, mülteci kadınların görünmeyen emeğini görünür kılmak ve onlara gelir kazandırmaktı. Hammaddeyi biz dernek olarak temin ettik. Mülteci kadınlar dokuma, örme, el işi, dekarasyon gibi alanlardaki maharetlerini hayata geçirme imkanı buldular.


Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü. Siz de bir tıp emekçisisiniz, bu nedenle gününüzü yürekten kutlarız. 8 Mart sizin için ne ifade ediyor? Örneğin Afganistan'da kutlanan bir gün müydü, Türkiye'de 8 Mart'la ilgili herhangi bir aktivite gerçekleştirdiniz mi dernek olarak?


Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yerde olduğu gibi Afganistan’da da kutlanıyordu. Biz Türkiye’de yaşayan Afganistanlılar olarak her yıl 8 Mart’ta çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bu yılda BMMYK ile birlikte bir sergi etkinliği gerçekleştirdik. Az önce bahsettiğim “Çalışkan Eller” projesi kapsamında mülteci kadınlar tarafından üretilen 600’ü aşkın ürün sergilenme imkanı buldu.


Geleceğe dair planlarınız nelerdir? Örneğin Türkiye'de kalmak ister miydiniz yoksa bir Avrupa ülkesine veya Amerika'ya mı yerleşmeyi ümit ediyorsunuz?


Türkiye artık benim ikinci vatanımdır. Küçük yaşta geldiğim bu ülkede her türlü desteği gördüm. Tıp fakültesi okudum, doktor oldum. Şimdi de bu ülkenin insanlarına hizmet ediyorum. Bu güzel ülkeden de hiçbir yere gitmeyi istemiyorum.