"Suriyeli göçmenler arasında iyi yetişmiş nitelikli ve toplumsal hayatımıza katkı sağlayan cidd

Marmara Üniversitesi Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi (KEYEM) tarafından gerçekleştirilen ''İmtizac: Ayrışma-dan Uyuma'' isimli 4 ayrı çalışmanın sonucu. Serginin mültecilere karşı toplumda var olan tutumu gözler önüne serdiğini söyleyen Keyem Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yasemin Çakırer Özservet, "Çalışmalar detaylı okunursa toplumsal uyuma ihtiyacımız olduğu görülecek" diyor.

Marmara Üniversitesi Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi (KEYEM) tarafından uluslararası göç ve toplumsal uyuma yönelik bir çalışma gerçekleştirildi. Bir senedir yürütülen araştırmalar ''İmtizac: Ayrışma-dan Uyuma'' isimli bir sergide gözler önüne serildi. Daha önce Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi'nde ve Ankara'da sergilendikten sonra şimdi de Büyükçekmece'de izleyicilerle buluşan serginin 4 ayrı çalışmanın bütünü oluğunu söyleyen KEYEM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yasemin Çakırer Özservet, "Sergi, mültecilere karşı toplumda var olan tutumu gözler önüne seriyor" diyerek ekliyor: "Çalışmalar detaylı okunursa toplumsal uyuma ihtiyacımız olduğu görülecek."


GÖÇMENİN HAYATINA DOKUNMAYANLAR ÖNYARGILI


KEYEM'in yönetimini devraldığı bir sene içerisinde uluslararası göç, çocuk ve kent ilişkisi ile kent ve katılım olmak üzere üç ayrı çalışma grubu oluşturduğunu anlatan Özservet, "Suriyelilere dair en çok anlatmak istediğimiz şey mağdur, ihtiyaç sahipleri oldukları değil de bu büyük kitle içerisinde bize sosyal, ekonomik katkı sağlayan bir grubun olduğudur. Ayrıca göçmene gündelik hayatta en uzak olan, göçmenin hayatına hiç dokunmayanlar daha önyargılı bakıyor ve göçmenle yüzyüze karşılaşarak iletişim kurmayı deneyenler hep daha toleranslı oluyor. Aslında göçmenler arasında iyi yetişmiş, nitelikli ve toplumsal hayatımıza katkı sağlayan ciddi bir grup var. İnsanların bunun farkında olmasını istedik" şeklinde konuşuyor.

ALGILARI DEĞİŞTİRMEK İSTEDİK


İmtizac çalışmasına başlarken amaçlarının Türkiye'ye gelmiş olan 3 buçuk milyon mültecinin toplum tarafından kabul görmesi olduğunu söyleyen Özservet, öncelikle manipüle edilmiş olan algıları değiştirmek istediklerinden bahsederek anlatıyor: "Medya ile ilgili çok büyük bir sıkıntımız var. Yazılı, görsel ve sosyal medyada her dönem farklı ötekiler üretilerek sürekli linç kampanyanları yapılıyor. Ciddi medya önyargıları var. Bir iki tane iyi örnek gösterilebilir ama en çok da uçlarda kötü örnekler süslenip püslenip servis ediliyor izleyiciye. Biz de toplumsal uyumu sağlamak üzere bir adım atalım dedik."


BİRBİRİMİZİN AYNASIYIZ


4 ana çalışmadan oluşan İmtizac'ın ilk araştrmasının ön yargı olduğunu açıklayan Özservet, "Mültecilere yönelik toplumda, medyada ne tür önyargıların olduğunu görmek istedik. Bunun iki farklı boyutu var. İlkinde 40 kadar farklı yerlerden gelen gönüllü öğrenciler özel alandan kamusal alana katılımsız gözlem yoluyla toplumun nabzını tutu. Anne babasının, kardeşinin, ev arkadaşının, kamusal alanda herkesin Suriyelilerle ilgili bir haber gördüğünde ya da duyduğunda nasıl tepki verdiğini iki ay boyunca gözlemledi. Bu çalışmanın sonuçlarını sergide sanatsal olarak şöyle ifade ettik: Toplumu yüz kişilik olarak soyutlayarak yüz tane farklı yüz çizdik. Nüfusumuzun yüzde 5'ini Suriyeliler temsil ediyorsa 5 tanesine maske koyduk. Maskelere de ayna efekti vererek birbirimizin aynasıyız mesajını verdik. Karşımızdakinde ne görüyorsak o bizim gönlümüzden yansıyandır. Kötü görüyorsak o bizim içimizdeki kötülükten. Toplumsal mesajlarla dolu bir sergi hazırladık" diyerek ön yargı çalışmasının ikinci aşamasınında şu şekilde bahsediyor: "Yazılı ve görsel basında tirajı yüksek olan ilk 4 gazetenin web sayfası arşivinden Suriyeli mülteci, sığınmacı, misafir gibi anahtar kelimeleri taradık. Suriyelilere ilişkin sosyal medyada nasıl nefret söylemleri var, neler tartışılıyor diye bir tarama yaptıktan sonra mültecilerle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar neler diye bir araştırma yaptık. Bunu kutu kapaklarına yazdık. Kapağı kaldıranlar yanlışların bilenen doğruları görüyor."


İYİ ÖRNEKLERİ ORTAYA ÇIKARDIK

İmtizac çalışmasının ikinci araştırması 'göçmenlerin toplumsal uyuma yönelik yaptıkları ekonomik katkıyı gözler önüne seren göçmen girişimciler' çalışması. İstanbul'da 85 küçük ve orta ölçekli işletme sahibiyle derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştiren Özservet ve ekibi İstanbul'da farklı ilçelerde yer alan küçük ve orta ölçekli göçmen girişimcilerin Türkiye'ye nasıl geldikleri, yatırımı kendi paralarıyla mı yaptıkları, yasal olarak ne gibi sıkıntılar çektikleri, müşteri portföyleri ve neye yatırım yaptıkları gibi çok detaylı bir araştırmanın sonuçlarını da ortaya koyuyor. Üçüncü olarak göçmenlerin sosyal olarak topluma nasıl katkı sağladıklarının altını çizmek isteyen Özservet "17 iyi örnek bulduk. Farklı yaş grup ve mesleklerden kişilerle görüşmeler yaptık. Mesela Türkiye'de üniversite okuyan bir genç ülkeyi bilmiyor ama fakültede birinci. Bu tarz iyi örneklerle röportajlar yapıp video şeklinde sergi alanında yansıtıyoruz" diyor.

GÖÇMENLERİN FİKİRLERİNİ ALMIYORUZ


"İmtizac: Ayrışma-dan Uyuma" sergisinin son çalışmasını Marmara Üniversitesindeki Suriyeli öğrencilerle gerçekleştirdiklerini anlatan KEYEM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yasemin Çakırer Özservet, "Birlikte toplumsal uyumu nasıl sağlayabileceğimizi konuştuk. Göç üzerine uzun yıllardır çalışıyorum ve çalıştaylarda hep biz ev sahibi toplum temsilcileri yer alıyor. Suriyelileri tartışmanın içine çekmiyoruz. Göçmenlerin uyum sağlamasını istiyoruz ama onların fikirlerini almıyoruz. Biz de bu eksikliğe vurgu yapmak üzere Suriyeli öğrencilerle beraber 4 tane çalıştay yaptık" ifadelerini kullanıyor.

Ortak bir dil bulmak gerekiyor


Kent Sorunları ve Yerel Yönetimler Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Yrd. Doç. Dr. Yasemin Çakırer Özservet, öncülüğünde yapılan çalışmalarda lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrenciler yer aldı.

Öğrencilerin hepsinin birbirinden farklı bölümlerden geldiğini belirten Özservet, ''İmtizac: Ayrışma-dan Uyuma'' isimli serginin çalışmalarını etkili bir şekilde sunmak istedikleri söylüyor. Farklı zaman ve mekanlarda gerçekleştirilen sergi ile herkesin bu çalışmayı görmesi gerektiğine inanan Özservet, "Suriyeli toplumla ortak bir dil bulmak gerekiyordu. Bağdaşma, kaynaşma gibi anlamları olan ve Arapçada da anlaşılır olabilecek imtizac kelimesinin çalışmamızı yansıtacağını düşündük" diyor.



 Bu web sitesi Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

Bu web sitesi içeriğinin sorumluluğu tamamıyla www.refugeenewsturkey.org ‘a  aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

© refugeenewsturkey.org