Her iki mülteciden biri çocuk!

Ulusal ve yerel medyayı bilgilendirmek amacıyla üçüncüsü yapılan “Göç ve Mülteciler Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri’nin üçüncüsü Antalya’da Porto Bello Hotel’de gerçekleşti.


Güçlü Anadolu Gazetesi'nden Kadir Gürhan'ın Özel Haberine göre, Ulusal ve yerel medyayı bilgilendirmek amacıyla üçüncüsü yapılan “Göç ve Mülteciler Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri’nin üçüncüsü Antalya’da Porto Bello Hotel’de gerçekleşti. Seminere, SGDD Genel Kordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Göç Uzman Yardımcısı, Zehra Gündoğmuş, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği iletişim Asistanı Sevcan Hacılar, Uluslar arası Göç Örgütü İletişim Bölümü Asistanı, Cem Mehmet Hanoğlu, UNİCEF İletişim Sorumlusu Beste Gülgün, Toplumsal Cinsiyet Uzmanı Bora Özbek ve Türkiye’nin 81 ilinden gelen basın mensupları katıldı. İki gün süren seminerde birçok sunumlar yapıldı ve tartışmalar yürütüldü. Yapılan sunumlarda göç ve mültecilerle ilgili çarpıcı veriler ortaya konuldu.


“28 AVRUPA ÜLKESİNDEN DAHA ÇOK MÜLTECİ BARINDIRIYORUZ”


Açılış konuşması yapan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Genel Kordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak dünyada 65 milyon mülteci olduğunu belirterek, “Göç ve mülteci sorunu, hukuki, siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel olarak dünyanın gündeminde yer alna küresel bir konudur. Bu konuyu tartışırken ev sahibi ülkelerin ne tür çalışmalar yürüttüklerine dahil herhangi bir çalışma yürütmedik. Alanda birçok bilgi kirliliği bulunuyor. Bunun için bu seminerlerin basın için ilk aşama olduğu ve oldukça önemli olduğunun farkındayız” dedi.


“TÜRKİYE ŞUANA KADAR 30 MİLYON DOLAR HARCADI”


Göç ve mülteciler konusundaki haber dilinin nasıl olması gerektiğine dair görüş alışverişi yapak istediklerini vurgulayan Kavlak, “Bu paylaşım bizler için yararlı bir paylaşım olacaktır. Türkiye şuana kadar bu konuda 30 milyar dolar harcadı. Türkiye’de Suriyelilerin dışında yaklaşık 400 bin diğer sığınmacı bulunuyor. Bu sığınmacıların çoğu Afgan ve Iraklılardan oluşuyor. 28 Avrupa ülkesinden daha çok mülteci barındırıyoruz. Dünya’da milli gelirine göre mültecilere en fazla kaynak sağlayan ülkeyiz. Bu durum bize; dünyadaki diğer ülkelerin yük konusunda pek de paylaşım yapmadıklarını gösteriyor” ifadelerini kullandı.


“224 BİN SURİYELİ ÇOCUK TÜRKİYE’DE DOĞDU”


Kavram ve terminoloji sunumu yapan Kavlak, 2011 yılında 5,2 milyon Suriye’linin ülke dışına çıktığını ve 13,5 milyon kişinin ise yardıma ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, “228,968 Suriyeli kamplarda yaşıyor. Yüzde 45’i çocuklardan oluşuyor. 448 bin kişi 0-4 yaştan oluşuyor. 224 bin çocuk ise Türkiye’de doğdu. 86, 467 yabancı uyruklu Geçici Barınma Merkezi’ne başvurdu. 74,364 kişiye ise çalışma izni verildi. 13,298 Suriyeliye çalışma izni verildi. SGDD son dört yılda 397,391 kişinin kaydını yapmıştır. Çoğu Afgan uyruklulardan oluşuyor. Herkes mülteci değil ülkesinden ekonomik sebeplerle göç eden mülteciler bulunuyor. Ekonomik göçü diğer göçten ayırıyoruz. 2017 yılında deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşmak isteyen 145,870 göçmen ve mülteci hayatını tehlikeye attı. 5 bin mülteci hayatını kaybetti. 1 Ocak 17 Ekim 2017 tarihleri arasında Türkiye’den Yunanistan’a 22 bin kişi göç etmeye çalıştı. Yaklaşık 500 kişi hayatını kaybetti. 2016 yılında 801 kişi 2017 576 kişi toplam da 1377 kişi Yunanistan’dan geri kabul antlaşması çerçevesinde geri gönderildi” dedi.


“SEMİNERİN SONUNDA FARKLI PERSPEKTİFLER GELİŞTİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”


Seminerin ülke insanı ve basın mensupları için çok değerli olduğunun altını çizen Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram, “Seminer aracılığıyla kaynaşıyoruz. Bu da bize ve kurumumuza faydalı oluyor. STK’lar ve basın mensupları ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu seminerlerin bizim için oldukça değerli olduğunun farkındayız. Suriye’de başlayan iç savaş ile hayatımızın her alanında mülteciler ile karşılaşıyoruz. Mültecilerin keyfine göre geldikleri söylemine katılmıyorum. Bu konu d siz yerel medyaya çok şey düşüyor. Haberin nasıl yazılması gerektiğini ve hangi dilin kullanılması gerektiğinin farkında olmalıyız. Seminerin önemi bu nokta da daha çok artıyor. Bu seminer sonunda hepimizin farklı bir perspektif geliştireceğine inanıyorum. Sunumların sonunda sorgulamayan gazeteci kalmayacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Bayram’ın konuşmasından sonra SGDD’nin kısa bir tanıtımı yapıldı. Tanıtımdan sonra konuşma yapan Göç Uzman Yardımcısı Zehra Gündoğmuş, uluslar arası koruma ve geçici korumanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirterek, 6458 kanununun genel mevzuatından bahsetti.


“DÜNYADA 113 KİŞİDEN 1’İ ZORLA YERİNDEN EDİLMİŞ DURUMDA”


Basın mensupları ile bir arada bulunarak böyle bir konuda bilgi alışverişinde bulunmanın çok önemli olduğunu dile getiren Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği iletişim Asistanı Sevcan Hacılar, sayıların çok önemli olduğunu, çünkü küresel bir sorunun gerçekliğini rakamların verdiğini söyledi. Hacılar, “Her iki mülteciden biri çocuk. Zorla yerinden edilme olgusunun son beş yılda yoğunlaştığını görüyoruz. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi savaş ve çatışmalardır. 65, 6 milyon kişi zorla yerinden edilmiştir (22,5 milyon kişi mülteci), 40,3 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş. 2,8 milyon kişi sığınmacı, 10 milyon insan vatansız. Her bir dakikada 20 kişi yerinden ediliyor.”


“MÜLTECİ VE GÖÇMEN KAVRAMLARI KESİNLİKLE KARIŞTIRILMAMALIDIR”


“İnsan Hakları Bildirgesi’nde her bir bireyin başka bir ülkeye sığınma hakkı olduğunu hatırlatan Hacılar, “Bu hak uluslar arası sözleşmelerde güvence altına alınmıştır. Mülteci ve Göçmen kavramları kesinlikle karıştırılmamalıdır. Mülteciler kendi ülkelerine dönemiyorlar. Fakat göçmenler kendileri seçerek, daha iyi koşullar için göç ederler. Bu iki kavramı haberler de doğru kulanmak gerekir. Mülteciler çok hassas bir konudur. Bunun altını çizmek istiyorum. Yerinde edilmenin önüne geçmek için birinci kararlılık siyasi kararlılıktır. BM olarak kapılarını mültecilere açan ülkelere önem veriyoruz. Ve bu ülkelere yardım yapılması gerektiğinin çağrısında bulunuyoruz. Türkiye bu konu da diğer ülkelere örnek teşkil etmektedir. En çok mülteci barındıran ülkeler sıralamasında Türkiye’den sonra Pakistan ve Lübnan geliyor. Bu üç ülke dünyadaki mülteci nüfusunun yüzde 55’ini barındırıyorlar. Suriye, Sudan, Afganistan gibi ülkeler ise en çok mülteci göçünün gerçekleştiği ülkelerdir” diye konuştu.


“MÜLTECİLERİN ÖTEKİLEŞTİRİLMESİ KONUSUNDA HEPİMİZİN SORUMLULUĞU BULUNUYOR”


BM olarak mülteciler sorununa kalıcı çözümler üretmeye çalıştıklarını anlatan Hacılar konuşmasına şu şekilde devam etti: “Mültecilerin evlerine dönmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Yerel entegrasyon ile mültecilerin bulundukları bölgelere uyum sağlamalarını ve yaşamlarını sürdürmelerini sağlıyoruz. Üçüncü ülkelere yerleştirme ile de yerleştirme yapıyoruz. Yüzde birlik bir kesim bu haktan yararlanıyor. Hassasiyet ve koruma bağlamında bu yerleştirmeyi yapıyoruz. Bu hassas nüfusun çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bu duruma başvurular ise hassasiyet temelli yapılıyor. Mültecilerle dayanışma yalnızca fon desteği ile yapılmamalı, farklı yollarla da bu destek sağlanabilir veya sağlanabilmeli. Mültecilerin ötekileştirilmesi konusunda hepimizin bir sorumluluğu bulunuyor. Medyanın da bireyin de herkesin sorumluluğu var. Medya bu bağlamda milyonlara ulaşan olarak üzerine düşen her şeyi yapabilir. Medyaya bu konuda birçok görev ve sorumluluk düşüyor.”



 Bu web sitesi Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

Bu web sitesi içeriğinin sorumluluğu tamamıyla www.refugeenewsturkey.org ‘a  aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

© refugeenewsturkey.org